Gümüşhane Eğitim Bir-Sen 2 No.lu Şube Başkanlığı yayınladığı basın açıklamasıyla Gümüşhane Üniversitesinin 8 yılını değerlendirdi.
Basın İletişim Başkan Yardımcılığı tarafından yapılan açıklamada, önümüzdeki günlerde rektörlük görevini devredecek olan Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek ve yönetimine ağır eleştiriler yöneltildi. Sekiz yıldır yaşananlar karşısında sessizliğini koruyan, yapılan atamalar, ihdas edilen kadrolar, marka değerinde yaşanan kayıplar noktasında hiç ses çıkarmayan sendikanın yaptığı açıklama, zamanlama itibari ile dikkat çekti. Açıklama yeni döneme hazırlık olarak değerlendirildi.
“Gümüşhane Üniversitesinin Kaybolan Sekiz Yılı” başlıklı açıklamada sekiz yıllık süre sonunda üniversitenin durumu ve yeni atanacak rektörden kurumsal beklentilere ilişkin bir değerlendirme yapma gereği duydukları kaydedildi.
“Bölgemizin En Başarısız Üniversitesi Olduk”
Gümüşhane Üniversitesinin sekiz yıllık sürede, gerek akademik gerekse kurumsal olarak sistematik bir şekilde ciddi bir irtifa ve değer kaybı yaşadığı kaydedilen açıklamada, “Bunun en somut delili Ortadoğu Teknik Üniversitesi URAP Enstitüsünün akademik başarı sıralamasıdır. Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek göreve geldiği 2017 yılında üniversitemiz URAP sıralamasına göre 83. iken, 2024 yılı itibari ile 130. sıraya gerilemiş ve bölgemizin en başarısız üniversitesi olmuştur. Bu başarısızlığın sorumlusu tabi ki başta kurumun en üst amiri olan Sayın Rektörümüz ve üst yönetim kademesindeki ekibidir” denildi.
“Başarısızlık Yönetim Zafiyetinden Kaynaklandı”
Gümüşhane’nin marka değerlerinden biri olan Gümüşhane Üniversitesinin bu denli başarısız bir duruma düşürülmesinin yetkili sendika olarak kendilerini derinden üzdüğüne vurgu yapılan değerlendirmede, “Bu başarısız tablo hiç şüphesiz ki yönetim zafiyetinden kaynaklanmıştır. Sayın Rektörümüz maalesef bu sekiz yıllık dönemde üniversitemizi sahiplenmek yerine başka işler ile meşgul olmuş ve üniversitemizin yönetilmesine gerekli zamanı ayırmamıştır. Yönetici atamalarında da kapsayıcı ve kucaklayıcı bir ekip kurmak yerine bir avuç insana birden fazla görevler vererek, üniversitemizin kaderini bu insanların insafına terk etmiştir. Yayın yapan başarılı akademisyenlerimiz ise çeşitli sebeplerle küstürülmüş, ötekileştirilmiş, değersizleştirilmiş ve tabiri caizse odalarına hapsedilmişlerdir. Bu baskı ve zulme dayanamayanlar ise üniversitemizden ayrılmak zorunda bırakılmışlardır” ifadeleri kullanıldı.
“Rektör ve Ekibi Şahsi Menfaatler Peşinde Koştu”
Atamalarda liyakat ve akademik başarı yerine akraba kayırmacılığı ve menfaat birliktelikleri ön planda tutulduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bunun doğal sonucu olarak ta üniversitemiz maalesef bu sekiz yıllık sürede telafisi uzun yıllar alacak bir yıkım tablosuyla karşı karşıya kalmıştır. Bu süreçte Sayın Rektörümüz ve ekibi makamlarından aldıkları güçle şahsi menfaatlerinin peşinde koşmuşlar, kendi heybelerini doldurup, makale sayılarını artırırken, yönetemedikleri üniversitemiz ise dibe vurmuştur” sözleri ile üzüntünün kaynağı dile getirildi.
“Rektör Zeybek Sendikamızı Ele Geçirmeye Çalıştı”
Sendikanın; ortaya çıkan başarısız, vasat tabloyu yüksek sesle eleştirdiğine, bu eleştiriler sonrasında ise düşman ilan edilerek hedef tahtasına konulduğuna değinilen açıklamada, “Mızrak çuvala sığmıyor dedik duymak istemediler. Bu Üniversitenin kaç rektörü var diye haykırdık anlamak istemediler. Oturduğunuz koltuklar sizden öncekilere kalmadı ki sizlere de kalsın dedik, dikkate almak istemediler. Hakkı tutup kaldıralım dedik Camiamıza düşman kesildiler. Gözleri vardı görmediler, kulakları vardı işitmediler, doğruları söylemek ve yapmak yerine yanlışta ısrar ettiler. Sayın Rektörümüze, Rektörlük Makamına ait yasal yetkiler az gelmiş olacak ki, Üniversiteyi yüceltmek üzere harcaması gereken mesai ve enerjisini hırs ve ihtirasları uğruna sendika yönetimini de ele geçirmek için harcamıştır. Geçtiğimiz yıl Sendikamızın Olağan Genel Kurul seçimlerine Rektörümüz bizzat kendisi müdahil olmuş, makam gücünü de kullanarak üyelerimize baskı ve mobbing uygulamış ve camiamızı bölmeye çalışmıştır. Yaşanan bu vahim durum karşısında hak, adalet ve eşitlik ilkelerine bağlı vicdanları körelmemiş, yanlışa değil doğruya taraf olan üyelerimizin onurlu ve kararlı duruşu sayesinde Sayın Rektör istediğini elde edememiştir. Hesap tutmamış, hevesleri kursaklarında kalmış ve tüm planları hüsrana uğramıştır” şeklindeki iddialar ile Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, görev süresinin ardından sendikal faaliyetlerde yer almaya çağırıldı.
“Kendilerinden Olanlara Hayat Hakkı Tanındı”
Sendika üzerindeki hedeflerine ulaşamayan Rektör Halil İbrahim Zeybek’in intikam hırsıyla hareket ettiği kaydedilen açıklamada, “Rövanşist bir refleksle itibarını kurtarmak ve güçlü bir rektör görüntüsü vermek için üniversitenin ihtiyaçlarını dikkate almaksızın adalet ve hakkaniyetten ayrılarak kendisine biat eden kişileri ve bunların yakınlarını hak etmedikleri yerlere atamış ve intikam hırsıyla hareket etmiştir. Sadece kendilerinden olanlara hayat hakkı tanıyan ancak yaptıkları adaletsizlik ve hakkaniyetsizlikleri eleştirenlere karşı ceberrut tutum sergileyen Sayın Rektörümüz, yönetici kadrolarını da hülle yoluyla doldurmuştur” denildi.
“Yapılan Uygulamalar Çalışma Barışını Zedelemiştir”
Giderayak bazı çalışanlara haksız, hukuksuz bir şekilde muvafakat verilerek üniversitenin boşaltıldığı öne sürülen açıklamada, “Bu kadar pervasızca davranılması ve gelecek yeni Rektörün çalışma alanını kısıtlayacak, elini kolunu bağlayacak keyfi taktir yetkilerinin kullanılması asla kabul edilebilir değildir. Bu durum kamu düzeninin bozulmasına sebebiyet vermekle kalmamış, üniversitemiz içerisinde üyelerimize yönelik haksız ve keyfi uygulamalarla çalışma barışı zedelenmiştir. Esasında Sayın Rektörümüzün giderayak yaptığı bu işlemler camiamızı değil Üniversitemizi yıpratmıştır” ifadeleri kullanıldı.
“Atamalar Liyakat İlkesine Göre Yapılmadı”
Atamaların incelenmesi halinde Rektörün tek motivasyonunun kamu yararının gereği olan liyakat ilkesi değil, seçim sürecindeki onurlu duruşları cezalandırmaya yönelik olduğu belirtilen açıklamada, “Oysaki bizler yönetim olarak, bize rakip olan arkadaşlarımızı asla ötekici bir tutum ve yaklaşım içerisinde karşıt olarak konumlandırmadık. Rektörlüğün baskıları ve yönlendirmesi ile bu tutuma mecbur bırakıldıkları kanaatiyle rakiplerimizi de kucaklayıcı bir tavır sergiledik. Onlar bizim kardeşlerimiz ve sendikal mücadelemizin dava arkadaşlarıdır ve öyle kalmaya da devam edeceklerdir” şeklindeki ifadelere yer verildi.
“Esamen Bile Okunmayacak”
Hazırlanan basın bülteninin son bölümünde Rektör Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek’e seslenilirken, “Ferhat gibi dağlar delinerek nice emek ve alın teri ile kurulan üniversitemizde görevi devraldığınız günden beri mirasyedi olarak görev yaptınız. 8 yılı aşkın süredir har vurup, harman savurduğunuz bu makama olan düşkünlüğünüz nedeniyle, gözünüz adeta körleşmiş olmalı ki, makama ve kuruma verdiğiniz zararın farkında dahi değilsiniz. Görevi bıraktığınız günden itibaren geride hatırlanacak bir eser bırakmamış olmanızdan dolayı isminiz unutulacak, esameniz bile okunmayacak, 8 yıldır amirlik yapmadığınız ya da yapamadığınızdan dolayı üniversitemizi düşürdüğünüz bu durumdan sonra biliniz ki hayırla yâd edilmeyeceksiniz. Unutmayınız ki aldığınız “ah” lar ve yaptığınız haksızlıklar, size rahat vermeyecektir. ALLAH yarına bırakır ama asla kimsenin yanına bırakmaz. Bunu hep birlikte görüp yaşayacağız. Biliniz ki size, bizler değil yanlışlarınızı dahi alkışlayan ekibiniz en büyük zararı vermiştir. Biz size de tavsiye ettiğimiz gibi her daim dostlarımıza da hakkı ve sabrı tavsiye etmeye devam edeceğiz” şeklinde sert ifadeler kullanıldı.
“Adam Gibi Rektör İstiyoruz”
Geride kalan sekiz yılın kayıp olarak değerlendirildiği açıklama, “Yiğit düştüğü yerden kalkar sözünde anlam bulduğu gibi bizler de Üniversitemizi düştüğü bu yerden kaldıracak bilgi, birikim ve donanıma sahip adam gibi bir rektör istiyoruz. Üniversitemizdeki sorunları doğru bir şekilde teşhis edip, bu sorunlara çözüm üretme konusunda kapsayıcı ve bütüncül bir anlayışı benimseyen, istişareye önem veren, ötekileştirmeyen, değersizleştirmeyen, genelin refah ve huzurunu önceleyen, adaletli bir Rektörü bekliyoruz. “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” şiarıyla milletin emaneti Üniversitemizi yönetecek, halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak görecek, hiç kimsenin ve hiçbir zümrenin adamı olmayan aksine Devlet adamı olan bir rektöre olan ihtiyaç, su ve ekmek kadar elzemdir. Aksi takdirde üniversitemize yazık olur” sözleri ile tamamlandı.
Kaynak: gümüşkoza.com.tr